Hamlet’in Ufkundaki Gölge

by ceylin

Bir sanat eserinin psikanalitik okuması önemli bir sorunsal ortaya koyar: psikanalitik teori bağlamında uygulamanın üzerine temellenen klinik bir yorumlama, ardında her zaman yazarının öznelliğini barındıran bir metne ve o metinde beliren unsurların, karakterlerin ortaya koyduğu ruhsallığa nasıl uyarlanabilir? Psikanalitik teori konuşan insanın bilinçdışı ile bilinçdışı üretimlerini ele alır. Bilinçdışını, insan oluşun en mahrem arzuları, tutkuları, acıları ve hezeyanlarında beliren öznel olgu olarak inceler. Bununla birlikte psikanalitik kültür, sanat eserini de bu üretim içerisinde konumlar. Üzerine farklı okumalar geliştirerek onu zenginleştirir ve onunla birlikte zenginleşir. Öyle ki; insanlık tarihinin belirleyici mitlerinden Kral Oedipus tragedya ve psikanalizin en önemli kesişim noktasındaki metinlerden biri olarak, cinsel oluşun tragedyasını yazar. Bu tam da psikanalizin meselesidir. Rüyaların Yorumu’nda Shakespeare’in Hamlet’i, Oedipus ile bağlantılı olarak Freud tarafından, “Yakınların Ölümü Rüyası” bölümünde ele alı- nır. Freud’a göre rüya arzunun kılık değiştirerek gerçekleşmesi meselesi ise; Hamlet, kendinin de ötesinde, yapısal olarak öznenin arzu ile kurdu- ğu ilişkinin sırrı etrafında kurulur. O halde; şu sorudan yola çıkabiliriz: Hamlet’in günümüzdeki psikanalitik okuması tragedyanın güncel yerine dair bize ne aktarır? Çağdaş öznenin arzusu ve kaygısıyla kurduğu ilişkiyi araştırırken Hamlet ile karşılaşmak kaçınılmaz. Bu doğrultuda yanıt arayacağımız soruyu yeniden oluşturacak olursak; Shakespeare’in oyununda sahneye koyduğu tragedya, insanın dünya sahnesi ve “öteki sahne”de1 öznesi olduğu gerçeğe bir yanıt biçimi olabilir mi? Bu soruya yanıt ararken, incelememizi psikanalizdeki iki ana kuramsal akımın izlediği yaklaşımları değerlendirmek üzere sınırlandırmayı uygun gördük. Buradan yola çıkarak da, günümüz öznelliklerine genel bir bakışı tartışmaya açacağız.

Rüyaların Yorumu’nda Shakespeare’in Hamlet’i, Oedipus ile bağlantılı olarak Freud tarafından, “Yakınların Ölümü Rüyası” bölümünde ele alı- nır. Freud’a göre rüya arzunun kılık değiştirerek gerçekleşmesi meselesi ise; Hamlet, kendinin de ötesinde, yapısal olarak öznenin arzu ile kurdu- ğu ilişkinin sırrı etrafında kurulur. O halde; şu sorudan yola çıkabiliriz: Hamlet’in günümüzdeki psikanalitik okuması tragedyanın güncel yerine dair bize ne aktarır? Çağdaş öznenin arzusu ve kaygısıyla kurduğu ilişkiyi araştırırken Hamlet ile karşılaşmak kaçınılmaz. Bu doğrultuda yanıt arayacağımız soruyu yeniden oluşturacak olursak; Shakespeare’in oyununda sahneye koyduğu tragedya, insanın dünya sahnesi ve “öteki sahne”de1 öznesi olduğu gerçeğe bir yanıt biçimi olabilir mi? Bu soruya yanıt ararken, incelememizi psikanalizdeki iki ana kuramsal akımın izlediği yaklaşımları değerlendirmek üzere sınırlandırmayı uygun gördük. Buradan yola çıkarak da, günümüz öznelliklerine genel bir bakışı tartışmaya açacağız.

Yazının devamı için : http://www.journals.istanbul.edu.tr/iutiyatro/article/viewFile/5000069422/5000148672