Psikoterapi

by ceylin
Psikoterapi

BİREYSEL  PSİKOTERAPİLER

 “Kişi kendini yapar – bozar, dağıtır, yıkar, kırar: sonra yeniden kurar… Önemli olan, kişinin kendini başlangıçtan kurmuş olması değil, baştan kurabilmesidir.” 

Oruç ARUOBA

Psikoterapi nedir?

En basit ifadeyle, psikoterapi “ruhsal tedavi” demektir. Bir kişinin kendi ruhsallığını bir başkasının ruhsallığını tedavi etmek için kullanması durumudur. Bu kişinin alanında uzman, kullandığı teknikte yetkin ve ruhbilim bilgilerine sahip olması şarttır. Terapiye başlangıç ya kişinin kendi başvurusuyla ya da başvuruyu karşılayan hekimin yönlendirmesi sonucu olur. Öncelikle bu başvurunun nedenlerini konuşmak gerekir. Bu yapılacak çalışmanın ön hazırlığı gibi görülebilir.

Ne zaman bir psikoterapiste başvurulmalıdır? 

Psikoterapi için başvurmayı gerektirecek birçok etmen olabilir ancak temel şikâyet ve buna bağlı olarak ortaya çıkan acı, sıkıntı gibi başa çıkılamayan yaşantılar belirli kuralları ve yöntemi olan bir tedavi kapsamında ele alınmalıdır. Her terapötik çalışmanın amacı farklıdır çünkü her bir bireyin öyküsü farklıdır. Dolayısıyla yakınması da farklı ve özel olarak ele alınmalıdır. Eğer kişi çevresinde duyduklarının aynısını terapistinden de duyacaksa çalışmanın bir anlamı olmaz. Terapistin yapacağı yönlendirme, kişinin kendine ve hayatına dönmesini sağlamaktır. Bu da demektir ki terapist kişinin şikâyetinin yaşadıkları arasında kendi öyküsünde nereye denk düştüğünü anlamaya çalışır. Sorunu anormal boyutuyla değil, kişiye özel olan tarihsel boyutuyla ele alır. Çünkü ancak bu noktada psikolojik tedavi mümkün olur.  Bu bağlamda psikolojik tedavinin hem uzmanlıkla ilgili bilimsel ayağı hem de öznel, kişiye özel ayağı oluşur.

Psikiyatrik tedavi önce mi gelir?

Güncel psikiyatride yalnızca ilaç tedavisi uygulamak artık çok eski bir anlayış olarak karşılanmaktadır. Ruhsal işleyiş bozukluğu veya sorun her ne olursa olsun, psikolojik destek sorunu yadsımaktan çok, kabullenmeyi ve işlemeyi sağlar.

Hangi psikoterapi yöntemi daha uygundur? 

Bireysel psikoterapinin uygulanışı, çeşitli yaklaşımlara göre farklılık gösterir. Bu yaklaşımları psikanalitik, çözüm odaklı, destekleyici (supportive), bilişsel-davranışçı gibi örnekleyebiliriz. Danışanın ruhsal yapısı ve ifade ettiği soruna göre, ona en uygun olacak yaklaşım biçimi önerilmelidir. Her terapistin benimsediği yaklaşıma göre bir çalışma ve uygulama tarzı vardır. Tüm bu yaklaşımların da tek bir terapist tarafından uygulanması pek mümkün değildir. Dolayısıyla yapılan ilk görüşmeler ve klinik değerlendirmeler doğrultusunda, gerekli olacak psikoterapi uygulaması belirlenir ve yönlendirme ona göre yapılandırılır. Bu noktada terapistin yapacağı yönlendirme etik kaygılar doğrultusunda olmalıdır. Çünkü her talebe yanıt vermesi mümkün olmayabilir.

Psikanalitik psikoterapiler danışanın içgörüsüne yönelik bir çalışma benimser. İçgörü daha çok yaşadıklarının köken ve etkilerine yönelik farkındalık durumudur. Dolayısıyla, kişinin ruhsal yapısını ve işleyişini anlaması, hayatına yön vermesini, ilişki kurma biçimlerini anlamasını kolaylaştırır. Çözüm odaklı terapide, önemli olan geçmiş yaşantılardan çok şimdi ve gelecekteki hedeflerin netleştirilmesidir. Nedenleri anlamanın değil, nasıl aşılacağının, neler yapılacağının üzerinde durulur. Daha kısa sürelidir. Destekleyici terapi, çözümlemekten çok benliğindeki kırılganlıkları desteklemeye, kişinin benliğine dayanak olmaya yöneliktir. Gerekli yerlerde açıklama, yönlendirme, bilgi verme söz konusudur. Bilişsel davranışçı terapideki hedef ise olumsuz ve yanlış olduğu değerlendirilen davranışları ve düşünceleri “olumlu” yönde değiştirmeye, düzeltmeye dayalıdır. Şimdiki zamana odaklanır. Davranış kontrolünü sağlamak ve uyumlu olma, uyum göstermeye yönelik çalışmalar yapılır. Danışanın ev ödevlerini yapması gereklidir. Burada hem terapistin çabaları hem de danışanın çabası, uyumuna önem verilir.

Sonuç olarak, psikoterapi kavramı günümüz toplumunda yavaş yavaş yerleşmeye başlayan ve anlam kazanan bir kavramdır. Kişilerin yaşadıklarına olan duyarlılığının ve onlarla ilgili sorularının, arayışlarının arttığının göstergesi olarak düşünülebilir. Bu çerçevede alınan desteğin niteliği ve kişiye uygunluğu hem kişinin kendi sorununa bakış açısını etkiler hem de terapiye olan bakışını ve yüklediği anlamı değiştirir. Terapistin benimsediği yaklaşım her ne olursa olsun psikoterapinin temel hedefi kişinin öznelliğine, özerkliğine en yakın mesafede durmak ve sağaltımını sağlayacak konumu benimsenmesidir.